Modern Ayrımcılığın Görünmez Yüzü: Mikro Saldırganlık Nedir ve Neden Önemlidir?
- TAYFUN KANDIRALI

- 14 Oca
- 10 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 Oca

Günlük hayatta bazen maruz kaldığımız, bazen de farkında olmadan başkalarına yönelttiğimiz bazı sözler veya davranışlar vardır. "İngilizceyi (veya Türkçeyi) ne kadar iyi konuşuyorsun!", "Aslında senin gibilere göre çok zekisin" veya “Karadenizli olmana rağmen burnun çok normal!” gibi söylemler, ilk bakışta "küçük" veya "önemsiz" görünebilir. Ancak sosyal psikolojide mikro saldırganlık olarak tanımlanan bu olgular, marjinalize edilmiş gruplar üzerinde birikerek "binlerce küçük kesik ile ölüm" (death by a thousand cuts) etkisi yaratan, ciddi bir psikolojik ve fizyolojik yıkım sürecidir.
Bu blog yazısında, mikro saldırganlık kavramının ne olduğunu, insanların neden buna başvurduğunu, bilimsel olarak kanıtlanmış yıkıcı etkilerini ve hem bireysel hem de kurumsal düzeyde bu durumla nasıl mücadele edilebileceğini detaylı istatistiklerle ele alacağız.
Gün içinde fark etmeden söylediğimiz tek bir cümle, bazen birinin gününü değil, kendilik algısını şekillendirir. “Şaka gibi” görünen o küçük imalar, zamanla birikince görünmez bir baskıya, sürekli tetikte olmaya ve hatta bedende ölçülebilen strese dönüşebilir. Mikro saldırganlık tam da bu yüzden modern ayrımcılığın en sinsi yüzü: açıkça bağırmaz, fısıldar. Bu yazıda, bu fısıltıların neden bu kadar yıpratıcı olduğunu, hangi kalıplarla tekrarlandığını ve hem bireysel hem kurumsal düzeyde nasıl durdurulabileceğini somut örneklerle göreceksiniz. Okurken “Ben bunu hiç böyle düşünmemiştim” diyeceğiniz yerler olacak. Bitirdiğinizde ise büyük ihtimalle, yarından itibaren daha bilinçli ve daha güçlü bir dil kullanmaya başlayacaksınız.
Mikro Saldırganlık Nedir? Tanımı ve Tarihçesi
Mikro saldırganlık; marjinalize edilmiş grupların (ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, din vb.) üyelerine yönelik, niyetli ya da niyetsiz olarak gerçekleştirilen, düşmanca, aşağılayıcı veya olumsuz iletiler içeren kısa ve yaygın sözel, davranışsal veya çevresel hakaretlerdir.
Kavram, ilk olarak 1970'li yıllarda Harvardlı psikiyatrist Dr. Chester Pierce tarafından Afro-Amerikalıların maruz kaldığı "küçük düşürme mekanizmalarını" açıklamak için kullanılmıştır. 2007 yılında ise Dr. Derald Wing Sue ve arkadaşları tarafından geliştirilen taksonomi ile kavram bugünkü modern ve kapsamlı formuna ulaşmıştır.
Mikro saldırganlıklar üç ana kategoriye ayrılır:
• Mikro Saldırı (Microassault): En belirgin ve kasıtlı türdür. Birine ırksal lakap takmak veya bilinçli olarak dışlamak gibi açık ayrımcı eylemleri kapsar.
• Mikro Aşağılama (Microinsult): Genellikle bilinçdışı gerçekleşen, hedef kişinin kimliğine yönelik duyarsızlık ve kabalık içeren mesajlardır. Örneğin, bir azınlık mensubuna "Bu işe nasıl girdin?" diye sormak, pozisyonun liyakatle değil kotayla alındığı imasını taşır.
• Mikro Geçersizleştirme (Microinvalidation): Marjinalize edilmiş bireylerin yaşanmış gerçekliklerini, duygularını veya düşüncelerini yok sayan iletişimlerdir. "Ben renk görmüyorum, sadece insan görüyorum" demek, o kişinin yaşadığı ırksal zorlukları hiçe sayan bir mikro geçersizleştirmedir.
İnsanlar Mikro Saldırganlığa Neden Başvurur?
Mikro saldırganlıkların en tehlikeli yanı, genellikle kendisini "iyi niyetli", "önyargısız" ve "adil" olarak tanımlayan bireyler tarafından gerçekleştirilmesidir.
Bilinçdışı Önyargılar ve Sosyal Koşullanma: İnsanlar, içinde büyüdükleri toplumun ırkçı, cinsiyetçi veya heteroseksist tutumlarını çocukluktan itibaren farkında olmadan içselleştirirler. Bu önyargılar zihnimizin derinliklerine yerleştiği için, günlük etkileşimlerde otomatik ve "ön-bilinç" seviyesinde dışa vurulur.
Güç Asimetrisi ve Statü Koruma: Mikro saldırganlıklar, toplumsal güç hiyerarşilerini koruma işlevi görür. Baskın gruptaki birey, marjinalize edilmiş bireyi "öteki" olarak konumlandırarak kendi üstünlük algısını pekiştirir. Çoğu zaman fail, yaptığı hareketin saldırgan olduğunun farkında değildir ve kendisine bu durum işaret edildiğinde savunmacı bir tavır takınarak karşı tarafı "aşırı hassas" olmakla suçlar.
Mikro Saldırganlığın Etkileri Nelerdir? Ruhsal ve Fiziksel Çöküş
Mikro saldırganlıklar "küçük" olarak adlandırılsa da, hedef kişi üzerindeki etkisi devasadır. Bu etkiler sadece "incinmiş duygular" ile sınırlı kalmayıp, biyolojik düzeyde de ölçülebilir hasarlar bırakır.
Psikolojik Etkiler ve "Catch-22" Çıkmazı
Mikro saldırganlığa maruz kalan birey genellikle "Catch-22" (Çıkmaz) denilen bir psikolojik paradoks yaşar: "Az önce bir saldırı mı oldu?", "Tepki verirsem agresif mi görünürüm?", "Tepki vermezsem kendime ihanet mi etmiş olurum?". Bu sürekli belirsizlik ve tetikte olma hali; anksiyete, depresyon, öz saygı kaybı, travma sonrası stres belirtileri ve hatta intihar düşüncesine yol açabilir.
Biyolojik ve Hücresel Hasar
Bilimsel araştırmalar, mikro saldırganlıkların yarattığı kronik stresin vücutta şu değişimlere neden olduğunu kanıtlamıştır:
• Hücresel Yaşlanma (Telomerler): Kronik psikolojik stres, kromozomları koruyan telomerlerin normalden çok daha hızlı kısalmasına neden olur. Yüksek düzeyde stres algılayan kadınların telomerleri, düşük stresli akranlarına göre yaklaşık 10 yıl daha fazla yaşlanmış bulunmaktadır.
• Kortizol Bozulması: Sürekli mikro saldırganlığa maruz kalan bireylerde, vücudun stres hormonu olan kortizolün yanıtı "körelir" (blunted response). Bu durum bağışıklık sisteminin çökmesine, kronik yorgunluğa ve inflamasyona neden olur.
• Fizyolojik Riskler: Mikro saldırganlıklar; yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet ve uyku bozuklukları ile doğrudan ilişkilidir.
Mikro Saldırganlık Örnekleri Nelerdir?
Kaynaklarda yer alan yaygın örnek mikro saldırganlık cümleleri ve bunların altında yatan örtük mesajlar kategorize edilerek aşağıda sunulmuştur:
1. Irk ve Etnik Köken Temelli Mikro Saldırganlıklar
Bu tür ifadeler genellikle kişiyi "yabancılaştırma" veya zekasına dair ön kabullerde bulunma eğilimi taşır.
• "Aslen nerelisin?" veya "Gerçekten nerelisin?".
◦ Örtük Mesaj: Sen buraya ait değilsin, kendi ülkende bir yabancısın.
• "İngilizceyi (veya Türkçeyi) ne kadar iyi konuşuyorsun!".
◦ Örtük Mesaj: Görünüşün nedeniyle senin buralı olmanı veya dili ana dilin gibi konuşmanı beklemiyordum.
• "Sen ırkın için bir gurur kaynağısın.".
◦ Örtük Mesaj: Senin grubundaki insanlar genellikle zeki veya başarılı değildir; sen bir istisnasın.
• "Suriye'de gerçekten tıp fakültesi var mı?".
◦ Örtük Mesaj: Senin geldiğin kültür bilimsel veya entelektüel olarak yetersizdir.
• "Ben renk görmüyorum, sadece insan görüyorum.".
◦ Örtük Mesaj: Senin bir azınlık üyesi olarak yaşadığın ayrımcı deneyimleri ve gerçekliğini yok sayıyorum.
2. Toplumsal Cinsiyet Temelli Mikro Saldırganlıklar
Bu cümleler genellikle kadınların yetkinliklerini küçümsemeyi veya onları pasif rollere hapsetmeyi amaçlar.
• "Adam ol!" veya "Adam gibi davran!".
◦ Örtük Mesaj: Güç ve cesaret sadece erkekliğe özgü erdemlerdir.
• (Bir kadın doktora hitaben) "Hemşire hanım, bakar mısınız?".
◦ Örtük Mesaj: Kadınlar karar verici veya lider pozisyonlarda değil, sadece bakım veren rollerde olmalıdır.
• (İş yerinde iddialı bir kadın yönetici için) "Çok agresif/huysuz biri.".
◦ Örtük Mesaj: Kadınlar pasif olmalı; aynı davranışı sergileyen erkek meslektaşına ise "güçlü lider" denir.
• "Kızların fen bilimlerinde zaten pek iyi olması beklenmez, ha-ha!".
◦ Örtük Mesaj: Kadınlar entelektüel olarak erkeklerden daha aşağıdadır.
3. Engellilik Temelli Mikro Saldırganlıklar (Sağlamcılık)
Engelli bireylere yönelik bu ifadeler genellikle "çaresizlik" veya "anormallik" atıfları içerir.
• "Evlendiğine inanamıyorum!".
◦ Örtük Mesaj: Engelli bir bireyin normal bir hayat sürmesi, bir partner bulması şaşırtıcı ve anormaldir.
• "Engeline rağmen başardı.".
◦ Örtük Mesaj: Asıl sorun senin engelin; toplumun seni engellemesi veya erişilebilirlik sağlamaması değil.
• "Hadi ama, hepimizin bazı engelleri var.".
◦ Örtük Mesaj: Senin yaşadığın sistematik zorlukları ve engellilik deneyimini önemsizleştiriyorum.
• (Görme engelli birine yüksek sesle konuşmak) "Lütfen bağırmayın, sizi gayet iyi duyabiliyorum.".
◦ Örtük Mesaj: Bir alandaki fiziksel kısıtlılığın, tüm zihinsel ve fiziksel fonksiyonlarının yetersiz olduğu anlamına gelir.
4. Cinsel Yönelim ve Din Temelli Mikro Saldırganlıklar
Bu söylemler genellikle kimliği patolojikleştirme veya "anormal" olarak kodlama üzerine kuruludur.
• "Bu film çok gayce." (olumsuz anlamda kullanıldığında).
◦ Örtük Mesaj: Eşcinsellik kötü, anormal veya istenmeyen bir durumdur.
• "Eşcinsel gibi görünmüyorsun.".
◦ Örtük Mesaj: Tüm eşcinseller belli bir kalıba uymalıdır; sen normal göründüğün için bunu bir iltifat olarak almalısın.
• "Bence en çok hak eden kimse o işe alınmalı.".
◦ Örtük Mesaj: Azınlıklar işe liyakatle değil, sadece kotalar sayesinde giriyor.
• "Müslüman mısın? Peki ya terör hakkında ne düşünüyorsun?".
◦ Örtük Mesaj: Senin dini kimliğin doğrudan şiddet ve suç ile ilişkilidir.
Özetle; bu cümlelerin çoğu yüzeyde zararsız görünse de, hedef bireyi sürekli bir savunma ve belirsizlik (Catch-22) durumuna sokarak ruhsal sağlığına ve aidiyet duygusuna ciddi zararlar verir
Mikro Saldırganlığın Yaygınlığı Nedir? İstatistiksel Veriler
Mikro saldırganlık, dünya genelinde ve Türkiye özelinde marjinalize edilmiş gruplar için gündelik yaşamın yaygın ve sistematik bir parçasıdır. Yapılan araştırmalar, bu olgunun hem genel toplumda hem de iş yeri ve sağlık gibi kurumsal alanlarda yüksek oranlarda seyrettiğini göstermektedir.
Dünya Genelinde Mikro Saldırganlık Yaygınlığı
Dünya genelindeki veriler, mikro saldırganlıkların sıklığının hedef alınan grubun kimliğine ve bulunulan ortama göre değiştiğini ortaya koymaktadır:
• Genel Toplum: Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalara göre, her 5 Amerikalıdan yaklaşık 1'i her gün en az bir mikro saldırganlığa maruz kalmaktadır. Afro-Amerikan gençler ise günde ortalama 5 kez ırkçı mikro saldırganlıkla karşılaşmaktadır.
• Etnik Gruplar: Asyalı Amerikalılar üzerinde yapılan bir çalışma, katılımcıların %78'inin iki haftalık bir süre içinde en az bir kez mikro saldırganlık yaşadığını göstermiştir.
• İş Dünyası: Yedi çalışmayı kapsayan bir meta-analiz, iş yerindeki mikro saldırganlık prevalansının %73,6 gibi oldukça yüksek bir oranda olduğunu saptamıştır.
• Sağlık Sektörü: Tıp fakültesi öğrencilerinin %61'i haftalık, %33,9'u ise neredeyse her gün mikro saldırganlığa maruz kaldığını bildirmektedir. Cerrahi asistanlarının %72'si, acil servis çalışanlarının ise %65'i iş yerinde bu tür davranışlarla karşılaştıklarını belirtmiştir.
Türkiye Özelinde Mikro Saldırganlık Yaygınlığı
Türkiye'de mikro saldırganlık üzerine yapılan çalışmalar, bu durumun ülkemizde "çok ciddi ve yoğun bir sorun" olduğunu belgelemektedir. Özellikle sığınmacılar, yabancı öğrenciler ve engelli bireyler üzerinde yoğunlaşan bulgular şöyledir:
• Yabancı Uyruklu Bireyler ve Sığınmacılar: Türkiye'deki yabancı uyruklu kişiler; özellikle ikinci sınıf vatandaş muamelesi görme, dışlanma ve ülkelerindeki olumsuzlukların nedeni olarak itham edilme gibi durumlarla çok yoğun şekilde karşılaşmaktadır. Arap ve Afrika kökenli yabancılara yönelik tahammülün beklenen seviyede olmadığı ve bu kişilerin sürekli olarak "yabancılaştırma" içeren mikro saldırganlıklara maruz kaldığı gözlemlenmiştir.
• Sağlık Sektörü: Isparta'da yapılan bir araştırma, hastaların %26'sının fiziksel görünüş, meslek, gelir ve düşük sosyal statü gibi nedenlerle hastane çalışanları tarafından ayrımcı tutumlara maruz bırakıldığını ortaya koymuştur.
• Engelli Bireyler: Türkiye'de engelli bireylerin toplumsal yaşamın her alanında (eğitim, istihdam, fiziksel çevre) sürekli engellendikleri ve "sağlamcı" (ableist) bir zihniyetin ürünü olan mikro saldırılara (gereksiz acıma, mahremiyet ihlali, yetkinlik sorgulama) maruz kaldıkları görülmektedir. Sosyal medyada açılan #Engellenmekİstemiyoruz ve #SağlamcılarDışarı gibi etiketler, bu grubun yaşadığı örtük ayrımcılığın yaygınlığını ve seslerini duyurma çabalarını göstermektedir.
• Eğitim Alanı: Yabancı uyruklu üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada, öğrencilerin %8'inin doğrudan ayrımcılığa maruz kaldığı, ancak devlet birimlerinde olumsuz tavırlarla karşılaşma oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Özetle, mikro saldırganlıklar dünya genelinde marjinalize edilmiş grupların %70'ten fazlası için iş yerinde bir gerçeklikken, Türkiye'de özellikle yabancılar ve engelliler için gündelik etkileşimlerin kaçınılmaz bir parçası haline gelmiştir
Eğer Mikro Saldırganlığa Maruz Kalırsam Ne Yapmalıyım? ACTION Çerçevesi
Derald Wing Sue ve arkadaşlarının önerdiği ACTION modeli, mağdura bir yol haritası sunar:
A (Ask): Netleştirici bir soru sorun. "Tam olarak ne demek istediniz?".
C (Come from curiosity): Yargılamak yerine merakla yaklaşın. "Bunu söylerken niyetiniz neydi?".
T (Tell): Gördüğünüzü objektif bir dille aktarın.
I (Impact): Sözlerin üzerinizdeki etkisini açıklayın. "Bu söylediğiniz beni rahatsız etti çünkü...".
O (Own): Kendi düşünce ve duygularınıza sahip çıkın.
N (Next steps): Konuyu şimdi mi yoksa daha sonra mı konuşacağınıza karar verin.
Eğer İstemeden Mikro Saldırganlık Yaptığımı Fark Edersem Ne Yapmalıyım?
Eğer birine karşı mikro saldırganlık yaptığınız size işaret edilirse şu adımları izleyin:
Önyargınızı kabul edin: Herkesin önyargıları olabileceğini unutmayın.
Geri bildirim isteyin: Neden hatalı olduğunuzu anlamaya çalışın.
Özür dileyin: "Niyetim o değildi" diyerek kendinizi savunmak yerine, yarattığınız etki için içtenlikle özür dileyin.
Etkiye odaklanın: Niyetten ziyade etkinin önemli olduğunu hatırlayın.
Teşekkür edin: Size bu farkındalığı kazandırdıkları için teşekkür edin.
Kurumlarda Mikro Saldırganlık ve Önleme Stratejileri Nelerdir?
Kurumsal yapılar (iş yerleri, okullar, hastaneler) mikro saldırganlıkların sistemik olarak beslendiği alanlardır.
İş dünyasında mikro saldırganlık ve ayrımcılık bir norm haline gelmiştir:
• İş yerindeki mikro saldırganlık prevalansına ilişkin bir meta-analiz, bu oranın %73,6 olduğunu ortaya koymuştur.
Kurumların Yapabilecekleri
Kurumsal sağlığı korumak ve verimliliği artırmak için yöneticiler şu adımları atmalıdır:
1. DEI (Çeşitlilik, Hakkaniyet ve Kapsayıcılık) Eğitimleri: Sadece bilgi veren değil, somut müdahale becerisi (upstander training) kazandıran atölye çalışmaları düzenlenmelidir. Araştırmalar, tek bir eğitim seansının bile müttefiklik becerilerini ve öz yeterliliği artırdığını göstermektedir.
2. Kapsayıcı Dil Rehberleri ve Politikalar: APA gibi kurumların sunduğu kapsayıcı dil rehberleri benimsenmeli ve kurum kültürü haline getirilmelidir. Cinsiyetçi zamirlerin kullanımından kaçınmak ve insanı merkeze alan bir dil kullanmak (örneğin "engelli" yerine "engelli birey") önemlidir.
3. Güvenli Raporlama Mekanizmaları: Çalışanların misilleme korkusu (non-retaliation policy) olmadan mikro saldırganlıkları bildirebileceği, şeffaf ve güvenli yollar oluşturulmalıdır.
4.Liderlik Hesap Verebilirliği: DEI hedefleri yöneticilerin performans değerlendirmelerine dahil edilmelidir
5. Mentorluk Programları: Özellikle azınlık gruplara mensup çalışanlar için mikro saldırganlıklarla başa çıkma ve kariyer gelişimini destekleme amacıyla deneyimli mentorlar atanmalıdır.
6. Fiziksel ve Dijital Çevreyi Düzenlemek: Kampüs binalarının isimlerinden web sitelerinin erişilebilirliğine kadar her alanda kapsayıcılık sağlanmalıdır. Hibrit çalışma modellerinde dijital dışlanmayı önlemek için sanal toplantı yönetimi kuralları belirlenmelidir.
Sonuç
Mikro saldırganlıklar, her ne kadar "mikro" olarak adlandırılsa da, bireylerin ruh sağlığını bozan, biyolojik yaşlanmayı hızlandıran ve kurumsal verimliliği baltalayan devasa bir sorundur. Bu görünmez engellerle mücadele etmek, sadece marjinalize edilmiş bireylerin değil, herkesin görevidir. Farkındalık yaratmak, müttefik olmak ve sistemik değişimleri talep etmek; daha adil, sağlıklı ve kapsayıcı bir toplum inşa etmenin tek yoludur.
Mikro saldırganlıkları tek bir sivrisinek ısırığı gibi düşünmek hata olur; asıl zarar, çalışanın her gün maruz kaldığı binlerce sivrisinek ısırığının yarattığı kronik kaşıntı ve sonunda gelişen enfeksiyonun tüm bünyeyi (kurumu) sarmasıdır
Unutmayın: Niyet ne kadar iyi olursa olsun, önemli olan yarattığınız etkidir"
Konuyu Detaylı ve Akademik Çerçevede Ele almak isteyenler İçin Okuma Önerisi:
Bir de film önerisi:
Aamir Khan'ın "Like Stars on Earth" -"Yeryüzündeki Yıldızlar"
Kaynakça:
Okul Ortamında Mikro Agresyon - Dr. Elgiz HENDEN -2024
Micro Aggressions in Everyday Life: Race, Gender, and Sexual Orientation- Derald Wing Sue,Lisa Spanierman-2020
Interpreting Micro Aggression as a Determinant of Wellbeing - Adedeji, A., Olonisakin, T. T., Metzner, F., Buchcik, J., Tsabedze, W., Boehnke, K. ve Idemudia, E. S. - 2023
Microaggressions towards people affected by mental health problems: a scoping review - Barber, S., Gronholm, P. C., Ahuja, S., Rüsch, N. ve Thornicroft, G. - 2020
Engelli Bireylerin Kendilerine Yönelik Ayrımcı ve Mikro Saldırgan Uygulamaları İfade Etmeleri: Twitter’daki #Engellenmekİstemiyoruz ve #SağlamcılarDışarı Etiketleri - Büke, B. - 2021
Physiological Significance of Discrimination on Stress Markers, Obesity, and LDL Oxidation among a European American and African American Cohort of Females - Cedillo, Y. E., Lomax, R. O., Fernandez, J. R. ve Moellering, D. R. - 2020
Discrimination, Racial Bias, and Telomere Length in African-American Men - Chae, D. H., Nuru-Jeter, A. M., Adler, N. E., Brody, G. H., Lin, J., Blackburn, E. H. ve Epel, E. S. - 2014
Kültürlerin Temas Alanı Olarak Dil Öğretimi Süreçleri ve Mikro Saldırganlıklar - Durmuş, M. - 2019
Professionalism: microaggression in the healthcare setting - Ehie, O., Muse, I., Hill, L. ve Bastien, A. - 2021
Microaggressions and Psychological Health among College Students: A Moderated Mediation Model of Rumination and Social Structure Beliefs - Farber, R., Wedell, E., Herchenroeder, L., Dickter, C. L., Pearson, M. R. ve Bravo, A. J. - 2021
Microaggressions in the Workplace: A Guide for Managers - Feitosa, J., Almeida, A. M. ve Ishee, T. - 2025
Kasıtsız Hakaret (Microaggressions) ve Türkiye’de Sık Görülen Örnekleri - Güleç, İ. ve Özden, E. - 2019
A Study of Micro Aggression and its Psychological and Physiological Effects on Individuals from Marginalised Communities - Khalid, M. N. - 2023
Micro Aggressions: Strong Claims, Inadequate Evidence - Lilienfeld, S. O. - 2017
Micro Aggression Research and Application: Clarifications, Corrections, and Common Ground - Lilienfeld, S. O. - 2020
Identifying, Addressing, and Eliminating Microaggressions in Healthcare - MacIntosh, T., Hernandez, M. ve Mehta, A. S. - 2022
Examining the Role of Ethnic Microaggressions and Ethnicity on Cortisol Responses to an Acute Stressor Among Young Adults - Majeno, A., Urizar, G. G., Halim, M. L. D., Nguyen-Rodriguez, S. T. ve Gonzalez, A. - 2021
Archive: UCSF-led study suggests link between psychological stress and cell aging - O'Brien, J. - 2004
Prevalence of Workplace Micro Aggressions and Racial Discrimination: A Systematic Review and Meta-analysis - Salari, N., Fattah, A., Hosseinian-Far, A., Larti, M., Sharifi, S. ve Mohammadi, M. - 2024
Microintervention Strategies: What You Can Do to Disarm and Dismantle Individual and Systemic Racism and Bias - Sue, D. W., Calle, C. Z., Mendez, N., Alsaidi, S. ve Glaeser, E. - 2021
Microaggressions common in the medical workplace, Stanford study suggests - White, T. - 2019
Microaggressions: Clarification, Evidence, and Impact - Williams, M. T. - 2020








Yorumlar